Notdefterim.tr’nin neden kurulduğunu ve nasıl bir araştırma sistemi olacağını ilk yazıda anlatmıştım. Bu yazıda ise site fikrinin benim için neden daha da güçlendiğini anlatıyorum. Anladığım bazı şeyler var; fakat bunlar hâlâ bölük parça durumda. Antibiyotik direnci, penisilin alerjisi, tedavinin başarı ihtimali, beslenme ve günlük hayatım üzerindeki etkiler zaman içinde birbirine bağlanmaya başladı.
Başlangıçta bunların her birini ayrı ayrı araştırıp gerekli işlemleri tamamlayabileceğimi düşünüyordum. Fakat bütün araştırmaları ve testleri yapsam, en uygun görünen tedaviyi alsam bile tedavinin yeniden başarısız olabileceğini fark ettim. Site fikri benim için tam olarak bu noktada daha da güçlendi ve anlam kazandı.
1. Araştırılması Gereken İki Temel Konu #
Antibiyotik direnci basit bir test değil. Bu testi sayılı yerler yapıyor. Özel merkezler muhtemelen pahalı, devlet tarafındaki seçenekler ise büyük ihtimalle üniversite hastaneleri. Üniversite süreçleri çok vakit alabilir; özel merkezler ise çok pahalı olabilir. Her hâlükârda bunlar az bulunan, önceden araştırma ve hazırlık isteyen imkânlar.
Beni ilgilendiren ikinci durum penisilin alerjim. Penisilin alerjimin bugün hâlâ devam edip etmediğini öğrenmek için test yaptırmam gerekiyor. Bunun yanında, bu testlerin ne kadar güvenilir olduğunu da literatürden araştırmam gerekiyor.
Aslında bunların hepsini yapabilirdim. Gerekli merkezleri bulabilir, testleri yaptırabilir ve belki üç-beş ay içinde süreci tamamlayabilirdim. Yalnızca bunları yapmak için bir internet sitesi kurmam gerekmeyebilirdi. Web sitesi fikri hiç doğmayabilirdi.
Fakat burada benim için bir ayrım doğuyor. Penisilin alerjimin hâlâ devam etmesi, tedavi seçeneklerimi ve başarı şansımı etkiliyor. Alerjim devam ediyorsa antibiyotik direncimin ne olduğu çok daha önemli hâle geliyor. Bu durumda yapılması zor olan antibiyotik direnci araştırmasının yapılması gerekiyor.
Diyelim ki zamanımı ve paramı ayırdım, gerekli merkezleri buldum, araştırmalar yapıldı ve elde edilen sonuçların doğru olduğunu kabul ettim. Biz zaten antibiyotik direncinin yüksek olduğu bir ülkeyiz. Bu nedenle benim antibiyotik direncimin de yüksek çıkabileceğini düşünüyorum. Böyle bir durumda tedavi başarım ancak çok iyi seçilmiş kombinasyonlarla sağlanabilir; buna rağmen tedavi başarılı da olabilir, başarısız da olabilir.
Diğer bir deyişle, antibiyotik direncimi bilmek tedavinin başarılı olacağını garanti etmeyebilir. Tedavi başarısını artırabilecek bütün yöntemleri mümkün olan en yüksek noktada kullanabilirsem başarı ihtimalim artabilir. Fakat her şey yapılsa bile tedavi yine başarısız olabilir.
2. Tedavinin Başarısız Olma İhtimali #
Bu araştırmaları yapabilir, gerekli testleri tamamlayabilir ve üç-beş ay sonra en uygun görünen tedaviyi alabilirdim. Ancak bütün bunlara rağmen tedavi yine başarısız olabilirdi.
H. pylori pozitif olan birinin güncel tedavilerle başarılı şekilde tedavi olamama ihtimali olduğunu anlıyorum. Esas konu bu ihtimalin genel olarak güçlü veya zayıf olması değil. Benim kişisel durumumda bu ihtimal zaten daha güçlü görünüyor. Penisilin alerjim olduğu için tedavi seçeneklerim azalabilir. Daha önce tedavi aldığım için de sonraki tedavinin başarı ihtimali düşebilir.
Antibiyotik direncinin yüzde 80 olduğu ve kişinin aynı zamanda penisilin alerjisi bulunduğu bir durumda bu insan ne yapacak? Benim için asıl soru bu olmaya başladı.
3. Beslenme ve Sürdürülebilirlik #
Bütün koşullar mümkün olan en iyi seviyeye getirilse bile başarısızlık ihtimali varsa, başarısızlık durumunda ne yapılabileceğini de düşünmek gerekiyor. Benim bu soruya verdiğim cevaplardan biri iyi beslenmek, optimum beslenmek ve mümkün olduğunca ideal beslenmek.
Gastrit açısından bana ne dokunuyorsa, ne tetikliyorsa bunları yememek istiyorum. Gastriti uzaklaştırabilecek veya azaltabilecek doğal şeyleri diyetime dâhil etmek ve semptom odaklı yöntemleri araştırmak istiyorum. Eğer bunlar gastriti azaltıyor ve tedavinin başarı ihtimalini artırıyorsa, neden sürece beslenme ve semptom odaklı öğrenmeyle başlamayayım?
Çünkü bu araştırmalar aynı zamanda nihayetinde yapmayı hedeflediğim antibiyotik tedavisini destekleyebilecek şeyler. Beslenme tedavidir demiyorum. Beslenmeyle başlamak, tedaviden vazgeçmek değil. Her olası sonucu düşünmeye çalışıyorum ve bugün bilinen en iyi tedavinin antibiyotik tedavisi olduğunu kabul ediyorum.
Benim durumuma özel olarak penisilin alerjisi ve antibiyotik direnci havuzunun araştırılması gerekiyor. Fakat beslenme, tedavi araştırmaları ve test araştırmaları birbirinden tamamen ayrılmıyor. Bunların bir kerelik bilgi olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Konu; olası gidiş, gelişim, sonuç ve sürdürülebilirlik üzerine kurulmalı.
4. Başarılı Tedaviden Sonrası #
Bir nokta daha var. Tedavi olunsa, hatta tedavi başarılı olsa bile H. pylori tekrar bulaşabiliyor ve kişi yeniden pozitif olabiliyor. Bu durum H. pylori’yi yalnızca bir kez tedavi edilip unutulacak bir rahatsızlık olmaktan çıkarıyor. En üst seviyede odaklanma gerektiren ve halk sağlığı açısından önem taşıyan bir durum hâline getiriyor.
Bu noktada bir araştırma yaptıysam ve bir şey öğrendiysem, bunu paylaşmanın değeri de arttı. Öğrendiğim bir bilgi başka birine faydalı olabilecekse, yayın yapmaya odaklanmam için ayrıca bir neden oluşuyor.
5. Araştırma Haritam Neden Kişisel? #
Benim penisilin alerjim olmasaydı bu konuya hiç girmeyebilirdim. Aslında araştırma haritam kendi geçmişim üzerine oluşuyor. Karşılaştığım sorular, yaşadığım tedaviler, başarısızlıklar ve belirsizlikler hangi konuları araştıracağımı belirliyor.
Ben her konuya değineyim ve H. pylori konusunda altın standart internet sitesi olayım diye bir hedef taşımıyorum. SEO da yapmayabiliriz. Google bizi indekslemese de olabilir. Odağımız belli.
6. Günlük Hayatım Üzerindeki Etkisi #
SEO odaklı olmamamın ve Google siteyi indekslemese bile bunun benim için sorun olmayacağını söylememin başka nedenleri de var. Bunu yaşayan insanlar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaktır. Benimle bağ kurdukları temel nokta da bu olacaktır.
Ben standart ve sabit denebilecek şekilde mide ağrısı ve mide yanması yaşayan biriyim. Bu durum yalnızca sabahları veya yalnızca yürüdüğümde ortaya çıkan sınırlı bir şey değil. Aksine hayatımın her anında benimle birlikte. Yediklerimi, nefes almamı ve sindirim sistemimi etkiliyor. Hepsini saymayacağım ama birçok kararımı da etkiliyor.
Gezmemi ve evden çıkmamı etkiliyor. Evden çıkacaksam ne zaman döneceğimi, yemeği evde yiyip yemeyeceğimi düşünmem gerekiyor. Dışarıda yiyeceksem nerede ve ne yiyeceğime odaklanmam gerekiyor.
Belki bir çölyak hastasının yaşadığı durum kadar değildir. Muhtemelen yanından bile geçmez. Fakat diyet yapan bir insanın “Ben ekmek yemiyorum.” demesi gibi basit bir diyet durumu da değildir.
Büyük bir odaklanma ve dikkat gerektiriyor. Hem kendime hem çevreme hem de iş hayatıma karşı sürekli dikkatli olmam gereken bir durum oluşturuyor. Bazen açıklayabildiğim, fakat çoğunlukla açıklayamadığım bir durum.
Bu yüzden bir an önce araştırabilmek istiyorum. Bir an önce, semptom düzeyinde de olsa, yaşadığım bu durumu azaltabilmek istiyorum.